Bir insanın bir işi yapabileceğine inanması değerlidir. Ama bir ekibin güvenle çalışabilmesi için niyetin yanında davranışın da görünmesi gerekiyor. Ben sorumluluk konusuna bakarken yalnızca söylenenlere değil, başlanan ve tamamlanan işlere de bakılması gerektiğini düşünüyorum.

Sorumluluk almak, her şeyi tek başına çözmek anlamına gelmiyor. Bir konuda yardım istemek de sorumluluğun parçası olabilir. Önemli olan, işin durumunu sahiplenmek ve bir sonraki adımı belirsizlik içinde bırakmamak.

İşin bir sahibi olmalı

Bir işin içinde çok sayıda insan olabilir. Fakat herkesin katkı verdiği bir işte bile, sonucu takip eden kişinin kim olduğu anlaşılmalı. Aksi halde herkes kendi bölümünü yaptığını düşünürken bütündeki eksikliği kimse fark etmeyebilir.

Bu sahiplik bir unvan meselesi değil. Bir teslim tarihini takip etmek, eksik bilgiyi istemek, bağlantılı işleri görmek ve gerektiğinde konuyu gündeme getirmek gibi gündelik davranışlardan oluşuyor. Küçük görünen bu davranışlar, bir ekibin birbirine güvenebilmesini kolaylaştırıyor.

Sorunu erken söylemek güveni artırır

Her iş planlandığı gibi gitmeyebilir. Tedarik gecikir, bilgi eksik çıkar, başlangıçtaki tahmin yanlış olabilir. Bence asıl farkı yaratan, bunların ne zaman ve nasıl paylaşıldığıdır. Son gün gelen bir açıklama ile risk ortaya çıktığında yapılan bir uyarı aynı imkânı sağlamaz.

Kullanışlı bir durum güncellemesi üç şeyi söyler: Şu noktadayız. Şu nedenle takıldık. Çözmek için şu adımı öneriyorum. Henüz bir çözüm bulunamadıysa da bunun açıkça söylenmesi gerekir. Belirsiz bir güvence yerine net bilgiyle karar almak daha kolaydır.

Takip, karşılıklı bir alışkanlık

Sorumluluk bekleyen tarafın da görevi var. Beklentiyi açık ifade etmek, gerekli bilgiye erişim sağlamak ve karar sınırlarını tanımlamak gerekiyor. Kişinin kontrol edemediği bir sonucu yalnızca onun üzerine bırakmak adil bir değerlendirme olmaz.

Bu yüzden bir işe başlarken küçük bir çerçeve kurmayı önemsiyorum: Beklenen çıktı nedir? Ne zaman tamamlanacak? Hangi koşulda yardım istenecek? Başarıyı nasıl anlayacağız? Bu çerçeve netleştiğinde takip, sürekli hatırlatma yapmak olmaktan çıkar; ortak bir çalışma düzenine dönüşür.

Bir işin sonunda da yalnızca başarılı veya başarısız demekle yetinmemek gerekir. Ne işe yaradı, neyi tekrar etmeyelim, bir sonraki denemeyi nasıl değiştirelim? Bu sorular, deneyimi ekip için kullanılabilir bilgiye dönüştürür.

Benim için güçlü ekip; hiç hata yapmayan insanların bir araya gelmesi değil, işin arkasında duran, birbirini zamanında bilgilendiren ve öğrendiklerini sonraki işe taşıyan insanların birlikte çalışmasıdır.

Bir sonraki notta görüşmek üzere.

← Yazılara dön